TÜSİAD Başkanı krizden çıkış için tarih verdi!
TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, Türkiye’nin yabancı sermaye girişlerinin azaldığı bir döneme girdiğine dikkat çekti. Kaslowski, piyasada serbestliği azaltmanın maliyetinin yüksek olacağını vurgulayarak, krizden çıkış için 2021 yılına işaret etti.
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Başkanı Simone Kaslowski, Türkiye'nin mevcut tablosunu “Aslında son üç yıldır çok düşük bir büyüme patikasında ekonomi, Cumhuriyet tarihimizin ortalama büyüme oranlarının çok altındayız.
Bu yıl da ekonomide yüzde 2 oranında küçülme bekliyoruz ki pek çok kurumun çok daha kötümser tahminleri var” değerlendirmeleri ile özetlerken, Türkiye'nin, yabancı sermaye girişlerinin sınırlı kaldığı, yatırımlarını kendi tasarruflarıyla finanse ettiği bir döneme girdiğine dikkat çekti.
Sözcü'den Sayime Başçı'nın haberine göre, negatif reel faizin içeride tasarrufu caydırıcı etki yaptığını anlatan Kaslowski, Covid-19'un iş dünyasında yaratığı hasarı, dış politikadan ekonomideki son duruma kadar geniş bir çerçevede anlattı.
TOPYEKÜN DEĞİL DAĞINIK BİR TOPARLANMA
‘İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük kriz' kabulüyle tüm dünyayı bir dönüm noktasına getiren Covid-19 için bir hasar tespit çalışması yaptığınızda, iş dünyasında ortaya çıkan tabloyu özetler misiniz?
Talebin çok hızlı ve sert gerilediği, sağlık endişelerinin her şeyin önüne geçtiği bir dönem yaşadık. Ekonomiye sağlanan destekler ile istihdamımızı büyük ölçüde koruduk, finansmana erişim devam etti. Şimdi belli bazı sektörler haricinde talepte güçlü bir geri geliş görüyoruz.
Krizin yükü küçük işletmeler ve kayıt dışı çalışan kesim için çok daha ağır. Çünkü destekler kayıtlı çalışmayı şart koşuyor. Reel kesime verilen destekler de kredi kanalıyla verildi. Orada küçük işletmeler daha dezavantajlı. Ekonomide toparlanma bazı alanlarda ve bazı kesimler için hızlı ve iyi giderken, diğerlerinde yavaş ve maliyetli olmaya devam ediyor. Topyekün değil dağınık bir toparlanma var diyebiliriz. Bu durum eşitsizlikleri de derinleştiriyor.
İFLASLAR ARTACAK
Önemli bir borç yükü ile Covid-19 krizine yakalanan işletmelerde, nakit akışındaki durgunluk ve borç yükü de düşünüldüğünde yeni bir iflas ve konkordato zinciri yaşanabilir mi?
Piyasaya verilen yüklü miktarda krediler işletmelere zaman kazandırıyor. Elbette arz ve talepte yaşanan bu büyük duruş iflas oranlarını bu yıl artıracak. Ama verilen destekler sayesinde bunun bir zincirleme etkiye dönüşmesinin önlendiğini düşünüyoruz. İcra takipleri yeniden başladı. Taşların yerine oturması için biraz daha beklemek gerekiyor.
KRİZDEN ÇIKIŞ 2021'DE
Sonbahar döneminde ortaya çıkacak tabloya dair öngörünüz ve enflasyon, büyüme gibi temel ekonomi verilerine dair tahminleriniz nedir?
Haziran ayı itibariyle talepte güçlenme var. Bundan sonra da toparlanma devam edecek. Ancak son üç yıldır ekonomi zaten çok düşük bir büyüme patikasında, Cumhuriyet tarihimizin ortalama büyüme oranlarının çok altındayız. Bu yıl yüzde 2 oranında küçülme bekliyoruz ki pek çok kurumun çok daha kötümser tahminleri var. Tam anlamıyla krizden çıkış küresel toparlanmaya bağlı olarak ancak 2021'de olacak.
UZUN VADEDE YATIRIMCI GİDER
Bu sürecin Türkiye ekonomisinde ve geleceğinde ortaya çıkardığı en büyük risk alanları hangileridir?
Türkiye, yabancı sermaye girişlerinin sınırlı kaldığı, yatırımlarını kendi tasarruflarıyla finanse ettiği bir döneme giriyor. Negatif reel faiz içeride tasarrufu caydırıcı etki yapıyor. Dışarıdan sermaye girişi yoksa ya yatırımlar sınırlı kalacak, ya da tasarrufları artırıcı faiz politikasına geçiş yapılacak.
Başka türlü ekonomik dengeyi sağlamak mümkün değil. Hem faiz hem kur aynı anda düşük tutulmaya çalışıldığında rezervlerimizde önemli miktarda düşüş oluyor. Daha fazla rezerv kaybı piyasalarda endişeye neden olabilir, kredi notumuzu etkileyebilir. İthalata vergi koyarak da cari açığı sınırlamak mümkün değil. Bu politika girdi maliyetlerini artırarak rekabet gücümüzü azaltıyor.
Rezervlerin geldiği noktada dış borcumuzu ödemekte bir zorluk şu anda görmüyoruz, IMF parasına ihtiyacımız yok. Ama serbest piyasa ilkeleriyle uyumlu politikalara ihtiyacımız var. Serbest piyasayı yönetmek ve istikrarlı tutmak kolay bir iş değil. Ama yönetemediğinizde kapatmak ya da serbestlikten vazgeçmenin maliyeti çok yüksek.
Piyasada serbestliği azalttığınızda kontrolünüz artar ve kısa vadede fayda görebilirsiniz ama uzun vadede yatırımcıyı kaybedersiniz. Serbest piyasayı güçlendirdiğimiz dönemlerde ekonomimizin sergilediği performans ortada, 1980'li ve 2000'li yılların başında ciddi atılımlar yaşadık.
Şu anda tedarik zinciri piyasa kurallarının çalışmadığı, özgürlüklerin güvence altına alınmadığı yerlerden tekrar Batı'ya kayıyor. Türkiye tedarik zincirlerinden pay almak istiyorsa serbest piyasadan asla vazgeçmemeli.
Devreye alınan düşük faizli kredi imkanlarının ekonomik toparlanmaya ne kadarlık bir katkısı olduğunu gözlemliyorsunuz? Borçlandırma temelli olarak ilerleyen bu tedbir politikalarına ve sahadaki sonuçlarına dair değerlendirmeleriniz nedir?
Hane halkı ve küçük işletmeler böyle durumlarda krediden ziyade doğrudan nakit desteği sağlanmasına ihtiyaç duyuyorlar. Dolayısıyla onlara özel programlara ihtiyaç var. Ancak unutmayalım ki kriz başladığında ekonomiye çok yüklü miktarda likiditenin çok hızlı bir şekilde verilmesi gerekiyordu. Bunun reel sektöre yönelik büyük bir kısmının bankalar üzerinden verilmesinin uygun bir yöntem olduğunu düşünüyoruz.
Ama bankaların tek başına bu yükün altına girmesi de beklenemez. Hazine garantili krediler bankacılık sektörünün bu likiditeyi sağlamasında önemli bir işlev gördü. Bu krediler özellikle KOBİ'ler için can suyu oldu ve çarkların dönmesine yardım etti. Şimdi de talep üzerinde etkili olduğunu görüyoruz. Sanayi üretimi mayısta nisana kıyasla yüzde 17 arttı. Banka ve kredi kartı harcamaları Şubat seviyelerine geri döndü.
KRİZLERE ODAKLANMAKTAN ÜRETKENLİĞE VAKİT KALMIYOR
Türkiye ekonomisinde kısa ve orta vadede bir düze çıkış bekliyor musunuz? Bu çıkış hangi hamlelerle gerçekleşebilir?
Orta ve uzun vadede politikaların nakit akışı-kredi döngüsünden çıkıp temel konulara, verimliliğe, inovasyona, dijital dönüşüme odaklanması gerekiyor. Son üç yıldır krizlere odaklanmaktan ekonomimizin üretkenliği ve rekabet gücünü tartışmaya vaktimiz kalmıyor. Hâlâ masamızda uzun bir yapılacaklar listesi var. Rekabet gücü korumacılıkla değil, kalite ile verimlilikle olur. Kalite ve verimliliğe odaklanıldığında yatırım olur, istihdam olur, ihracat olur.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz hemen yayınlanacaktır.
Benzer Haberler
Epstein Soruşturmasında Yeni Detaylar: FBI Raporları...
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Arif Aras hakkında, derneğin genel...
TÜSİAD yöneticilerinin hakim karşısına çıkacağı tarih...
TÜSİAD Başkanı ve YİK Başkanı hakkında dava açıldı. TÜSİAD Başkanlarının 20 Mayıs'ta hakim...
TÜSİAD yöneticilerinin yurt dışı yasağı kaldırıldı
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Arif Aras'ın dernek...
Ekonomi Haberleri
TümüEn Düşük Emekli ve Memur Maaşı Ne Kadar Olacak? İşte...
Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi ve Orta Vadeli Program (OVP) verileri...
Akaryakıt Tabelaları Yine Değişecek! Motorin Kritik Eşiğe...
Akaryakıt fiyatlarında zam dalgası sürüyor. Sektör kaynaklarına göre motorinin litre fiyatına...
İzmir iş dünyasında 6 başkandan veda kararı!
İzmir'de oda ve borsaların yönetim kurulları, 2026 yılında yapılacak seçimler öncesinde son...
Kontrat Yenileyecekler Dikkat! Eylül Ayı Kira Artış Oranı...
TÜİK'in ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıklamasıyla birlikte, eylül ayında yenilenecek...
Milyonların Gözü Bu Rakamlardaydı! 2 Aylık Enflasyon...
TÜİK'in ağustos ayı enflasyonunu yüzde 1,84 olarak açıklamasının ardından, memur ve...
TÜİK İşsizlik ve Büyüme Rakamlarını Açıkladı
TÜİK, 2026 Temmuz ayında mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 8,1 seviyesinde...
Vergi ve SGK Borcu Olan Esnafa Özel Faiz İndirimli Yeni...
Ticaret Bakanlığı, nakit sıkışıklığı yaşayan yüz binlerce esnafı rahatlatacak dev bir adım...
Milyonları İlgilendiriyor! Asgari Ücrette Yüzde 50 Zam...
2027 asgari ücret için beklentiler konuşulmaya başlarken SGK Başuzmanı İsa Karakaş'tan dikkat...
DASK'ta Devir Dönemi Sona Eriyor! Yeni Düzenlemenin...
SEDDK, zorunlu deprem sigortasında yeni bir düzenlemeye gitti. 5 Eylül 2026'da yürürlüğe...
ABD-İran Gerilimi Altını Uçurdu! Fiyatlarda Dikkat Çeken...
Altın fiyatları, dünkü yüzde 4'ü aşan yükselişin ardından ons başına 4 bin 500 dolar...
Ev Alıp Satanlar Dikkat! Yargıtay’dan Milyonları...
Yargıtay, kirası peşin ödenen bir evin satılması durumunda, satış tarihinden sonraki günlere...
YHT Biletleri Zamlandı: Ankara-İstanbul Hattında Yeni...
Yüksek Hızlı Tren (YHT) biletlerine 2026 yılı içinde ikinci kez zam geldi. Yüzde 6,45’lik...