BIST 100 13.892,30 %2,41 Altın 6.768,44 ₺/gr %0,81 Bitcoin $75.741 %2,47 Dolar 48,66 ₺ %0,06 Euro 56,21 ₺ %0,01 Sterlin 65,64 ₺ %0,03 Gümüş 101,06 ₺/gr %1,49 Ethereum $2.400,10 %3,94 İsviçre Frangı 59,45 ₺ %0,04 Kanada Doları 34,93 ₺ %0,05 Avustralya Doları 34,68 ₺ %0,04 Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00 Suudi Riyali 12,96 ₺ %0,04 BAE Dirhemi 13,25 ₺ %0,04 Rus Rublesi 0,58 ₺ %0,09 Çin Yuanı 7,25 ₺ %0,07
Foto Galeri Video Yazarlar
Anasayfa Yerel Yönetimler 17 Ağustos onların hafızasından silinmedi

17 Ağustos onların hafızasından silinmedi

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. İzmir’den Gölcük’e hayat kurtarmak için giden itfaiyeciler, aradan geçen yıllara rağmen o gecenin seslerini, kokularını ve yüzlerini unutmadı. Kimi bir çocuğu enkazdan canlı çıkardı, kimi kurtaramadığı insanların acısını taşıdı, kimi ise yıllar sonra depremde karşılaştığı bir aileyle yeniden yollarının kesişmesine tanıklık etti. Onlar için 17 Ağustos, takvimde kalan bir tarih değil; hafızalarında yaşamaya devam eden bir gece.

17 Ağustos onların hafızasından silinmedi

Takvimler 17 Ağustos 1999’u gösterdiğinde Türkiye, sabaha karşı büyük bir felaketle uyandı. Saat 03.02’de Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli meydana gelen deprem, binlerce insanın hayatını değiştirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan dört itfaiye personeli de o gün, mesleklerinin henüz ilk yıllarında, enkaz başında hayatlarının en ağır sınavlarından birini verdi. Günlerce uyumadan ve dinlenmeden çalışarak, kendi ailelerinden haber alamadan başkalarının yakınlarına ulaşmaya çabaladılar. Aradan geçen yıllara rağmen o günlerde enkazlardan yükselen sesleri hafızalarında taşımaya devam ettiler.

“Çaresizlik insanı yıpratıyor”

Bugün 52 yaşında olan ve Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi İtfaiye Grubu’nda amir olarak görev yapan 28 yıllık itfaiyeci Ali Hikmet Küçükgül, deprem olduğunda 26 yaşında ve henüz iki yıllık memurdu. Gece nöbetinde olduğu sırada deprem haberini aldı. Ekip hızla oluşturuldu ve aynı sabah Gölcük’e doğru yola çıktı. Yaklaşık 13 gün bölgede görev yapan Küçükgül, bir hafta boyunca büyük bir bloğun enkazında çalıştı. Görevden döndüğünde 14 kilogram verdiğini söyleyen Küçükgül, o günleri şöyle anlattı:

“Dinlenmeden çalıştık. Çünkü enkaz çok fazla, ekip sayısı azdı. İnsanların içeriden ‘Kurtarın’ diye sesleri geliyor. Yanında eşi, çoluğu, çocuğu ölen insanlar var. Onların çırpınışları ve çaresizliği insanı yıpratıyor.”

Küçükgül, aradan geçen 27 yıla rağmen o günlerde yaşadıklarını unutamadığını söyledi.

“Enkaz başında çok oturup ağladım”

Bir enkazda baba, anne ve kız çocuğunu birbirlerinin üzerine kapanmış halde bulduklarını anlatan Küçükgül, “Evin girişindeki ayakkabılık üzerlerine yıkılmış, aile enkazın altında kalmıştı. Bebeklere ve çocuklara dayanamıyorum. Enkaz başında çok oturup ağladım. Ben de babayım, bir kızım var. O aile beni çok yıpratmıştı. Bir aile tamamen yok olmuştu” dedi.

Küçükgül, depremden sonra yaklaşık altı ay televizyon izleyemediğini belirterek bugün bile karşısına deprem görüntüleri çıktığında kanalı değiştirdiğini söyledi. Küçükgül, “Çünkü zihnimde hâlâ yanıtını bulamadığım bir soru var. Böyle bir enkaz İzmir’de olsaydı, benim çoluğum çocuğum bu enkazın altında kalsaydı ben ne yapardım? Beni hâlâ yaralayan şey bu. 28 yılda sayısız olaya gittim. Bunların içinde en zoru deprem. İnsanı bitiren çaresizlik. En büyük acı veren şey o” diye konuştu.

“Bir enkaz yoktu, yıkılmış bir mahalle vardı”

İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde amir olarak görev yapan 33 yıllık itfaiyeci Bülent Yanaşık da depreme gittiğinde henüz yeni evlenmişti. Eşiyle balayına bile çıkamamıştı. İlk ihbarla birlikte ekipler hızla toplandı. Dört ekip, Gölcük başta olmak üzere farklı bölgelere ulaştı. Ancak karşılaştıkları manzara, hazırladıkları hiçbir senaryoya benzemiyordu.

Bülent Yanaşık, üzerinden yıllar geçse de yaşananları kelimeleri boğazında düğümlenerek, sesi titreyerek ve gözleri dolarak şu sözlerle anlattı:

“Biz oraya bir enkaza gideceğimizi düşünüyorduk. Olay yerine gittiğimizde bir tek enkaz yoktu. Yıkılmış bir mahalle vardı. İnsanlar, ekipleri gördükleri anda kolundan tutup yakınlarının bulunduğu enkaza götürüyordu. Herkesin bir yakını, bir arkadaşı, bir komşusu enkazın altındaydı. İtfaiyeciler ise bir yandan enkazlarda çalışırken bir yandan çaresizce yardım bekleyen insanlara yetişmeye çalışıyordu. Tamamen bir can kurtarmaya odaklanıyorsunuz. Biraz dinlenmek istediğinizde insanların çaresizlikleri karşınıza çıkıyor. Mola veremiyorsunuz. Günler sonra İzmir’e döndüğümde ailem beni tanımakta zorlandı. Sakallarım uzamış, kilo vermiştim. Uyku düzenimin normale dönmesi ise aylar sürdü. Şu anda bile o enkazın görüntüsü ve yaşadıklarımız hafızamda. Sonrasında başka deprem bölgelerinde de çalıştım ancak ilk kez görev aldığım Gölcük depreminin etkilerini hâlâ üzerimden atmış değilim. Allah hiç kimseye böyle bir acı yaşatmasın. Şu anda bile duygulanıyorum. Enkazda ailelerinizin olduğunu düşünün. Elinizden hiçbir şey gelmiyor. Enkazın kaldırılmasını, belirli bir süre içinde bir canlının çıkarılmasını bekliyorsunuz. Çıkmıyor. Ama bu kez cenazeye ulaşmak bile önemli hale geliyor. İşte bu gerçekten çok ağır.”

“İlk baktığımda bir tablo gibi geldi”

İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde eğitmen olarak görev yapan Abdül Duyulur için 17 Ağustos’un bir başka anlamı daha var. Deprem bölgesine gittiğinde eşi hamileydi. 17 Ağustos’tan tam bir ay sonra, 17 Eylül’de kızı dünyaya geldi. Ancak Duyulur, günler boyunca ailesinden haber alamadı.

Kocaeli Derince’de Tüpraş’ta çıkan yangına müdahale etmek için bölgeye ulaştığında, karşılaştığı manzara hayatında gördüğü en büyük yangındı. Üçüncü günün sonunda ise Gölcük’te enkaz çalışmalarına başladı.

Abdül Duyulur, “İnsanların yolların yanında, parklarda yattığını, binaların yıkıldığını, herkesin yardım beklediğini gördük. İlk baktığımda bir tablo gibi geldi. İnanamadım. ‘Bu kadar enkazı nasıl kaldıracağız’ dedim. Ama bir yerinden başlamak gerekiyordu” dedi.

Enkazda çalışırken kocasının sesini duyan bir kadının kendilerine sürekli su getirdiğini anlatan Duyulur, “Kadın, eşinin kurtarılmasını bekliyordu. Ancak büyük bir artçı meydana geldi. Ses kesildi. Adamı çıkardığımızda hayatını kaybetmişti. Yıllar sonra İzmir’de bir apartmanda baca problemi nedeniyle gittiğim binada o kadınla yeniden karşılaştım. Depremden sonra İzmir’e taşınmış. Birini canlı kurtarmak dünyalara değişilmez. Ölenleri çıkarıyorsunuz. Çocuk oluyor, genç oluyor, yaşlı oluyor. Çocuk olduğunda kendi çocuklarım, ailem aklıma geliyor” dedi.

“Kapalı alana giremedim”

Gaziemir İtfaiye Grubu’nda amir olarak görev yapan Mümin Yavuz, deprem bölgesine gittiğinde henüz bir yıllık itfaiyeciydi ve evleneli yalnızca 36 gün olmuştu. Çınarcık’ta 12 gün görev yapan Yavuz, insanların itfaiye personelinin kollarına sarılarak “Lütfen yakınlarımızı kurtarın” diye yalvardığını anlattı.

Bölgede bir kız çocuğunu canlı olarak kurtardıklarını, ancak çalışmalarının büyük bölümünde enkazlardan cansız bedenleri çıkardıklarını belirten Yavuz, o günleri dün gibi hatırladığını söyledi. Depremden döndükten sonra yaşadıklarının günlük hayatını da etkilediğini ifade eden Yavuz, bazı kokuların kendisini yeniden deprem bölgesine götürdüğünü belirterek, “15-20 gün boyunca kapalı alana giremedim. Sanki dört duvar üzerime geliyordu. Deprem bölgesindeki kokular bende travma oluşturdu. Bir süre evde yemek yiyemedim, dışarıda yemek yedim” dedi.

Bugün iki çocuk babası olan Yavuz, yaşadıklarının ardından ailesini de depreme hazırlamaya karar verdiğini söyledi. Yaşadığı acının kendilerini hazırlıklı olmaya yönelttiğini belirten Yavuz, evde deprem tatbikatları yaptıklarını, güvenli alanları konuştuklarını ve deprem çantasında bulunması gerekenleri birlikte belirlediklerini anlattı.



Yerel Yönetimler Haberleri

Tümü

İzmir’den dünyaya yeni kapılar açılıyor

Çek Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi ve beraberindeki heyeti misafir eden İzmir Büyükşehir...

8 dakika önce

Bornova Belediyesi’nden sosyal belediyecilikte çığır açan...

Bornova Belediyesi’nin Yakaköy’de hayata geçirdiği 20 dönümlük Dayanışma Tarlası’nda hasat...

18 dakika önce

Okul trafiği İZUM’un yakın takibinde

İzmir Büyükşehir Belediyesi, yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla artan trafik...

26 dakika önce

İzmirim Kart’ta yeni dönem! Binlerce cihaz yenileniyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ’nin toplu ulaşımda...

34 dakika önce

Foça, Avrupa’nın genç voleybol yıldızlarını ağırlamaya hazır

CEV U18 2026 Avrupa Plaj Voleybolu Şampiyonası, 17-20 Eylül tarihleri arasında Foça’da...

19 saat önce

Dikili'nin kurtuluşunun 104. yılı coşkuyla kutlandı

Dikili'nin düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümü, gün boyunca düzenlenen törenler, halk...

22 saat önce

Latife Hanım Köşkü’nde çalışmalar sona yaklaştı

Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, restorasyon çalışmalarında son viraja girilen tarihi...

22 saat önce

Tugay: Basmane’yi İzmir’in yeniden buluşma noktası yapacağız

Taçsız Kral lakaplı Metin Oktay, vefatının 35. yıl dönümünde “Anılarla Basmane Sohbetleri”...

22 saat önce

Başkan Tugay: İzmir dönüşümün öncüsü olmalı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, EBSO Business Center’ın açılışında...

22 saat önce

Çömleğin kalbi Menemen, 45 ülkeyi buluşturacak!

Uluslararası Menemen Çömlek Festivali için geri sayım başladı. Bu yıl 5’inci kez...

23 saat önce

Narlıdere Belediyesi, Atatürk Kültür Merkezi'ni Yeniliyor

Narlıdere Belediyesi, sadece ilçenin değil, kentin en önemli kültür-sanat merkezlerinden biri...

23 saat önce

Konaklı öğrencilere ‘renkli yol’ sürprizi

Konak Belediyesi’nin ilçedeki okul yollarını hem eğlenceli hem güvenli hale getiren Renkli Yol...

23 saat önce